TACEDDİN DERGAHI’NDA


TACEDDİN DERGAHI’NDA

İstiklal Marşımızla ilgili her şey anlatılır her şey söylenir de Mehmet Akif’in Taceddin dergahına kapanıp da 2 günde hangi ruh hallerine girdiği, neler düşünüp de bu eşsiz mısraları yazdığı, hangi rüyaları gördüğü ve duvarları nasıl mısralarla doldurduğundan bahsedilmez.Yarışma nasıl oldu,kaç şiir katıldı, büyük ödül neydi, M.Akif başta neden şiir yazmaya karşıydı da sonra nasıl ikna edildi, M.Akif’in yazdığı şiir nasıl 1.oldu, nasıl kabul edildi gibi bütün hadisat herkesin teferruatıyla az çok malumudur. Hiçbir zaman bu hikayenin dışına çıkılıp da M.Akif’in Taceddin Dergahına “ Bu marşı yazmadan çıkmayacağım.” diyerek kapandığı ve 48 saat içerisinde bir milletin şanlı tarihine ebediyete kadar silinmeyecek bir mühür vurulduğundan bahsedilmez.

Evet İstiklal Marşımızın yazılmasıyla daha Kurtuluş Savaşı kazanılmadan İstiklal madalyamız boynumuza takıldı. Asırlar boyunca çınlayacak mısralarınla, ebediyete uzanacak yeni Türk devletinin ilk adımları atıldı. Binlerce yıllık şan ve şeref dolu tarihimiz, korkusuz yüreğimiz, bir kulluk bilinciyle mısralara aktı. Koskoca Türk tarihinin özeti, eşsiz medeniyetimizin sembolü, milletimizin çoşkun sesi, kutsalımız, namusumuz olan İstiklal Marşımız bundan tam 96 yıl önce yine bugünlerde bir dergahta yazıldı.12 Mart günü de unutulmaz bir meclis oturumunda, M.Akif’in tevazusuyla edebinden ellerini başının yanlarına alarak önündeki sıraya yumulduğu ve gözyaşları döktüğü anlarda saatlerce ayakta alkışlanarak kabul edildi.

Ya o Taceddin Dergahında 2 günde yaşananlar. Bunları anlatmaya kelimeler yeter mi ya da hamuruna şanlı tarihimiz, mayasına da İslamiyet’i katarak milletimizin milli ve manevi değerleriyle yoğrulduğu o dakikalar unutulur mu?

  1. Akif: “ Allah’ım bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırtma!” diye dua ederek yazmıştı her bir mısrasını. “Bu son olsun. Milletimizi daim devletimizi payidar kıl.” diye dua ederek yazmıştı 571 hece 1453 harfi. Çünkü İstiklal Marşı bir milletin bağımsızlığının sembolü, hür iradesinin en büyük göstergesi, milleti millet yapan en büyük değer, istiklal ve istikbalimizin nişanesidir.

Akif dergahına kapandığı ilk gün heyecanlıydı, kararsızdı; ancak bir o kadar da gelecek zaferden emindi. Zafere herkesten daha çok inanmıştı. Çanakkale de şahlanan millet Kurtuluş Savaşını da başarıya ulaştıracaktı elbet. İstiklal  Marşımız yazılırken Batı cephesinde en amansız savaşlar daha yaşanmamıştı. Ne Sakarya ne Dumlupınar ne de Büyük taarruz gerçekleşmemişti. Ama Akif’deki sarsılmaz inanç ve milletine duyduğu güven hiç eksilmemişti. Bu güven ve inancı milletine de göstermeliydi. Yazacağı bu şiir ordumuza da milletimize de moral vermeli,ceddini hatırlatmalı, Allah’ın izniyle zaferi getirmeliydi. İşte bu anlayışla “Bu marş yazılmadan bana huzur yok.” diyerek kapandı Taceddin Dergahına.

Şiirine başlayacaktı ama nasıl? Öyle bir giriş yapmalıyım ki şiirin heybetinden dosta güven düşmana korku salınmalıydı. Ama bir türlü o ilk sihirli kelimeyi bulamıyordu. O anda milletini, savaş yıllarını, bağımsızlığımız için çektiğimiz sıkıntıları düşündü.Bir ara Peygamber Efendimiz geldi aklına. İslamiyet’i yaymak için Efendimiz ne sıkıntılar çekmiş ne zulümler görmüş, ne savaşlar yaşamıştı. Taşlanmış,doğup büyüdüğü ve çok sevdiği Mekke’den ayrılmak zorunda kalmıştı. Hiç bilmediği bir şehirde İslamiyet’i yayma mücadelesi vermişti. Hatta Hz. Ebubekir’le hicret arkadaşlığı yapmış, onları takip edenlerin haberi gelince Sevr mağarasına sığınmışlardı. Hz. Ebubekir’in endişeli ve korku dolu halini görünce Efendimiz “Korkma Ya Ebubekir. Allah bizimledir.” demişti. Ne demişti “ Korkma ya Ebubekir “ ne.. ne…!“Korkma” İşte buldum dedi Akif sonunda aradığım kelimeyi. Akif’e göre şiire başlamak şiiri bitirmek demekti. Sevinç içerisinde başladı yüreğini kalemine aktarmaya. Artık otururken,  ayaktayken,yemek yerken yazdı da yazdı. Bir ara dışarı çıktığı saatlerde sokakta yürürken yazdı, camide namaz kılarken yazdı, dua ederken yazdı. Akıyordu bir bir mısralar gözlerinin önünden. O sırada Akif’le beraber dergahta kalmakta olan Hafız Beki Efendi, şöyle anlatıyor:
Akif bir gece rüyasından aniden ve telaşla uyandı.Heyecanla kağıt aradı o anda bulamayınca kandilini bile alevlendirmeye fırsat bulamayıp kurşun kalemiyle yer yatağının sağındaki duvara şu mısraları yazdı:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Evet bu mısralar zihninde kaybolmadan duvarda ebedi oldu.İşte Akif  bu inanç ve azimle, bu iman ve ümitle yazdı İstiklal Marşımızı. İşte o gün bugündür İstiklal Marşımız bütün marşların ve bütün şiirlerin üzerindedir. Milli ve manevi değerlerimizden birisi, duyduğumuz anda saygımızı elimizden bırakmadığımız milli marşımızdır bizim.Bayrağımız her dalgalandığında marşımızı gururla söyleriz.

Neler yaşadın be Akif  Taceddin dergahında 2 gün içerisinde. Nasıl bir ruh ki bu? Böyle eşsiz bir şiiri milletimize kazandırdın. Nasıl bir inanç ve ne azimkar bir kişilik, ne büyük şairanelik,mili ve manevi değerlere bağlılık, tarih bilinci var sende. Bu cennet vatan için yazdığın bu şiir sebebiyle senin de vatanın cennet olsun. Adın ve şiirin ölümsüzleşti. Hiçbir zaman unutulmayacak, unutturulmayacak.


Beğendin mi? Arkadaşlarınla paylaş!

73
4 shares, 73 points

Bu Yazıya Tepkiniz Nedir?

Şaşkın Şaşkın
1
Şaşkın
Duygusal Duygusal
0
Duygusal
Sevimli Sevimli
6
Sevimli
Tiksinç Tiksinç
7
Tiksinç
Berbat Berbat
5
Berbat
Muhteşem Muhteşem
3
Muhteşem
Komik Komik
2
Komik
İlginç İlginç
6
İlginç
Mutlu Mutlu
3
Mutlu
hate hate
4
hate
confused confused
1
confused
fail fail
6
fail
fun fun
5
fun
geeky geeky
4
geeky
love love
2
love
lol lol
3
lol
win win
6
win

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir